Ulupamir Kırgızları hasret giderdi!
Sovyetler Birliğinin Afganistanı işgaliyle birbirlerinden ayrılan Ulupamir Kırgızları 30 yıl aradan sonra ilk kez İstanbulda buluştu.
Akrabaların
yürek burkan kavuşması gözleri yaşarttı. Zeytinburnu'nda küçük bir apartman
dairesi. Minderde bağdaş kuran buğday tenli, hafif çekik gözlü 64 yaşındaki Hacı
Kadir Yüzbaşıoğlunun yüzünde çocuksu bir heyecan var. Elindeki tespihin
tanelerini sanki ikişer ikişer çekiyor. Salonda oturan gençler de bu aksakala
hürmetlerinden seslerini çıkarmıyor. Nice sonra kapıda beliren çocuk beklenen
misafirlerin gelmekte olduğu haberini verdiğinde Hacı Kadirin heyecanı ikiye
katlanıyor; yerinden fırlayıp kapıya doğru yaklaşıyor. Zil çalıp kapı açılınca
da aniden bir gürültü kopuyor, hoş geldinler, sarılmalar, hâl hatır sormalar...
Boncuk boncuk akan mutluluk gözyaşları fark ettirilmeden siliniyor usulca.
Sırayla küçükler büyüklerin ellerinden öpmeye başlıyor. Ardından koyu bir sohbet
İstanbulda geçen hafta gerçekleşen bu tabloda acılar ve ayrılıklarla dolu tam
30 yıllık bir öykü var. Bu birbirlerinden ayrılmak zorunda kalan bir avuç Kırgız
Türkünün kavuşma anı. Kimisi arkadaşından, kimisi amcasından, ablasından,
dayısından ayrılmış. Kimisi de kardeşini geride bırakmış. Yıllar sonra
birbirlerinin izini bulunca ve şartlar da müsait olunca buluşmak istemişler.
Sovyet işgali sonrası vatanlarından ayrılan Kırgızlar, yıllar sonra birbirlerini
aramaya koyulmuş. Afganistandaki Ulupamir yaylasında yaşayan Kırgızlar
nihayetinde kendi akrabalarının izine Vanın Erciş ilçesine bağlı Ulupamir
köyünde rastlamış. Aslında birbirlerinin nerede olduklarını biliyorlarmış; ancak
akıbetleri hakkında pek bilgileri yokmuş. Önce mektuplar, sonra telefonlar...
Bazı aileler karşılıklı fotoğraflar göndererek birbirlerini tanımaya başlamış.
Ardından belirlenen bir tarihte İstanbulda buluşmak için sözleşmişler.
Afganistandaki Kırgızları temsilen bir grup Vandan İstanbula taşınan
Kırgızlarla buluşmaya karar vermiş ve Dubai üzerinden İstanbula gelmiş.
Afganistandan gelen heyette Afgan parlamentosunda milletvekili olan Durduhan
Haci, Kırgız komutan Mehmet İbrahim ve Kırgızların ileri gelenlerinden (aksakal)
Osman Haci de vardı.
Kırgız buluşmasında sevinç ve hüzün bir arada yaşanıyor. Birbirlerine
kavuştukları için çok mutlular; ancak sohbet sırasında öğrenilen ölümler,
birbirinden habersiz akrabaları hüzne boğuyor. Bu hüzünler kısa süreli oluyor.
Çünkü genç ve yaşlı akrabaların buluşması yüzleri güldürüyor sürekli. Hamdullah
Alptekinin amcasıyla tanışması bu mutluluklardan biri. Ailesi ile akrabaları
ayrıldığında Alptekin 7 yaşındaymış. Amcası Osman Haciyi görünce önce
tanıyamıyor. Ancak amcası Alptekini tanıdığını söylüyor. Amcaya göre Hamdullah
hiç değişmemiş, sadece yaşlanmış; O beni tanımadı ancak ben onu çok iyi
hatırlıyorum. Kulakları, gözleri hâlâ aklımda. Bize bu günleri nasip ettiği için
Allaha şükran borçluyuz. Bundan sonra akrabalarımla sürekli irtibat hâlinde
olacağım. Hamdullah Alptekin de ilk fırsatta Afganistandaki Ulupamire gidip
diğer akrabalarını görmek istediğini söylüyor.
Hamdullah, amcasını tanımakta zorluk çekse de çok küçük yaşta ayrılmalarına
rağmen birbirlerini hiç unutamayanlar da var. 49 yaşındaki Sabri Vatan ile 48
yaşındaki Saim Vatan, Afganistandan gelen 42 yaşındaki amca çocukları
Abdülveliyi hiç unutmadıklarını söylüyor. Zaten bu üçlünün karşılaşmasında bir
sürpriz yaşanmamış, herkes birbirini hemen tanımış. Aynı şekilde Abdülveli
Türkiyede yaşayan ablasını da yıllar sonra görünce tanımış; hatta yeğenlerini
bile tahmin etmiş. Abdülveli Türkiyedeki akrabalarını görmekten mutlu olduğunu
söylüyor: Daha önce telefonla görüşmeler yapmıştık; ancak şimdi yüz yüze, karşı
karşıyayız. Bu çok güzel bir duygu. Burada herkes bir işle uğraşıyor. Bazı
gençler okuyor. Bu bizi mutlu ediyor. Bizde bu imkânlar yok. Sabri Vatanın
söyledikleri, salondakileri duygulandırıyor: Artık ölsem gam yemem.
Akrabalarımı gördüm. Benim hayatımın kayıp kısmı vardı, şimdi onu tamamladım.
Allaha binlerce kez şükürler olsun. Bundan sonra akrabalarımla aramı hiç
açmayacağım. Sürekli gidip geleceğiz.
Afganistandan gelen heyette yer alan Kırgız komutan Mehmet İbrahim, Ulupamir
komutanlığı görevini yürütüyor. Emrindeki 300 savaşçı Kırgız, Afganistan
ordusuna bağlı görev yapıyor. İbrahim, Türkiyedeki akrabalarını görmekten
duyduğu mutluluğu anlatırken kelime bulmakta zorlanıyor. İstanbulun çok güzel
bir şehir olduğunu, akrabalarının burada yaşama fırsatı buldukları için çok
şanslı olduklarını aktarıyor: 30 yıl önce gördüklerimin bazıları şimdi hayatta
değil. Yeni gençler var. Onların Türkiye ile entegre olması beni mutlu ediyor.
Türkiye bizim vatanımız sayılır. Devlet burada Kırgızları bağrına bastığı için
minnet borçluyuz. En kısa sürede Vandaki kardeşlerimizle de bir araya geleceğiz.
ÖĞRETMEN VE DOKTOR İSTİYORUZ
Kırgızların duygusal buluşması, bazı taleplerini dile getirmelerine de vesile
oldu. İstanbul buluşmasında büyük emeği olan Ulupamir Kırgızları Türkiye
Temsilcisi Abdulmetin Keskin, bu buluşmanın daha sonra birtakım resmî
görüşmelerle perçinleneceğini hatırlatıyor. Araya giren milletvekili Durduhan
Haci, Türkiyenin 30 yıl önce olduğu gibi bundan sonra da kendilerine sahip
çıkmasını istiyor.
Ulupamirde şu anda 3 binden fazla Kırgız yaşıyor. Afgan parlamentosu Kırgızları
azınlık statüsünde değerlendiriyor ve kendilerini temsil etmeleri için
parlamentoda iki sandalye hakkı tanıyor. Ancak Kırgızlar şu anda sadece bir
temsilciyle parlamentoda yer alıyor. Kabil ile Ulupamir arasında ulaşım
yenilerde sağlanmış. Hayvancılıkla uğraşan Kırgızların eğitim ve sağlık alanında
ciddi sorunları bulunduğunu öğreniyoruz, Durduhan Haciden. Kırgız milletvekili,
okul binalarının yeni yapıldığını; ama öğretmen sorunları olduğunu dile
getiriyor: Biz Türkiye ile ilişkimiz gelişsin istiyoruz. Türkiye bize öğretmen
gönderirse çok mutlu oluruz. Çocuklarımızı okutsunlar, sonra bunlar Türkiyede
eğitim alsın istiyoruz. Din, dil ve kardeşlik birliğimiz var. Başkası gelip bize
sahip çıkmak istiyor. Ama biz bunu istemiyoruz. Türkiyenin bize sahip
çıkmasından çok mutlu oluruz. Kabilde Türk Okulu var. Mükemmel bir okul; ama
bize uzak ve oraya çocuklarımızı göndermekte zorluk çekiyoruz. Aynı şekilde
Türkiyeden gelecek doktorlara da ihtiyacımız var. En azından belirli
aralıklarla bize doktor gönderseler çok iyi olur. Çocuklarımıza tıp eğitimi
verseler de olur. İlaç sıkıntısı çekiyoruz. Baş ağrısı için bile ilaç bulmakta
zorlanıyoruz. Ulupamir Kırgızları, eğitim ve sağlık alanındaki istekleriyle
ilgili Dışişleri nezdinde resmî girişim de yapacak. Durduhan Haci, Başka
ülkeler bize kendi kültürlerini dayatmak istiyorlar. Ancak biz Türkiyenin bize
sahip çıkmasını istiyoruz. diyor.
ACIKLI AYRILIK, UZUN YOLCULUK
Ulupamir'in pkk'ye karşı verdiği ilk şehit Abdülselam Yar Kırgızların
birbirinden uzak kalması Sovyetler Birliğinin Afganistanı 1979da işgal
etmesiyle başlar. Sovyet askerlerinden kaçan Ulupamir Kırgızları, serin
yaylalarını terk edip değişik ülkelere sığınır. Çoğu Pakistana iltica eder; ama
buradaki sıcak hava şartlarına dayanmayınca bir grup Kırgız her şeyi göze alıp
eski yurtlarına geri döner. Diğer bir kol ise burada bir süre daha kalıp
Türkiyeye geçer. Amerika da onları çok iyi şartlarda Alaskaya taşıyacağına
dair söz vermiştir. Kırgızlar bu teklifi reddeder. 1982de Türkiyeye uçaklarla
1150 Kırgız getirilir. Adana, Malatya ve Vana dağıtılan Kırgızlar Vanın Erciş
ilçesine bağlı Altındere köyüne taşınır. Çünkü burasının iklimi Kırgızlara
uygundur. Daha sonra köyün ismi Kırgızların isteğiyle Ulupamir olarak
değiştirilir. Kırgızların bir kısmı İstanbula taşınır daha sonra. Daha çok
dericilikle uğraşan Kırgızlar yenilerde yüksekokul okumaya başladılar. Halen
Türkiyede Ulupamirden gelen 3 bin kadar Kırgız yaşıyor. Köyde hayvancılıkla
uğraşan Kırgızlar koruculuk da yapıyor.