Bu bölümde, her hafta, degisik cok önemli haberleri yayinlayacagiz. Vatan ve Millet
 adina önemli buldugumuz konulara deginecegiz...

 
 
Efendimizin tebliğ ve irşad usulünde izlediği çok farklı yöntemler var.. Zeka kullanımında ise deha üstü bir yetenek! İşte örnekler:

Zekanın tek yönlü olmadığını her fırsatta söylüyoruz farklı bölümlerini Efendimiz´in tüm
 hayatında uyguladığını da biliyor ve yeri geldikçe sizlerle paylaşıyoruz.

Hz. Peygamber´in öğretimde kullandığı en önemli metotlardan biri de soru
 sormaktır. Soru sormak, kişiyi muhakeme yapmaya, olaylar arasında neden-sonuç
 ilişkisi kurmaya ve araştırmaya yönlendirir. Diğer bir deyişle mantıksal
 düşünmeye zorlar. Hz. Muhammed´in öğretimde bu yönteme çok önem verdiğini
 görmekteyiz.


Bilmece sorması

Hz. Muhammed (s.a.v.) çevresindekilere şöyle bir soru sorar: Ağaçlardan bir ağaç vardır
 ki, bunun bereketi Müslüman´ın bereketi gibidir. Yaprakları düşmez, dökülüp
 yayılmaz. Rabbinin izniyle her mevsim meyve verir. Müslüman gibidir. Şimdi bana
 söyleyin bu ağaç nedir? Hz. Peygamber´in Müslümanların çok iyi tanıdıkları ve
 özelliklerini iyi bildikleri hurma ağacını Müslümanlara benzetmesi, karşılaştırma
 yapması insanları mantıksal düşünmeye ve muhakeme yapmaya zorlamaktadır.
 (Buhari)

Karşılaştırma Yapması

Hz. Muhammed (s.a.v.) bir gün ashabına sorar: Ne dersiniz, birisinin kapısının önünde bir
 ırmak bulunsa ve burada her gün beş kere yıkansa, üzerinde kir ve pislik kalır mı?
 Ashab: Kirden ve pislikten hiçbir şey kalmaz. Hz. Muhammed (s.a.v.): İşte suyun
 kiri temizlemesi gibi günde beş kez kılınan namaz da sizin günahlarınızı temizler."
 Buraya kadar verdiğimiz tüm örneklerde Hz. Peygamber´in (s.a.v.) kitabi ifade kullanmaktan
 kaçındığını görmekteyiz. Mesela; Hz. Muhammed, namazın Allah´ın emri olduğunu mutlaka
 kılınması gerektiğini söylemek yerine muhatabının anlayacağı dilden konuşmuş onlara yaşadığı
 çevreden örnekler vermeyi tercih etmiştir. Bu yaklaşımı O´nun toplumda daha etkili olmasını
 sağlamıştır. (Kütüb-i Site)

Zeka türleri

*Sözel - Dilsel Zekâ

*Mantıksal - Matematiksel Zekâ

*Görsel - Mekânsal Zekâ

*Bedensel - Kinestetik Zekâ

*Müziksel - Ritmik

*Kişisel - İçsel Zekâ

*Kişiler arası - Sosyal Zekâ

*Doğa - Varoluşcu Zekâ

Soru - Cevap Yöntemi


Mekke´deki ilk ve en sıkıntılı yıllardır. Kendisine iman edenler, henüz bir avuçtur. Bu bir
 avuçtan bir tanesi de İmran´dır ki, babası Hüseyin Mekke´nin en akıllı, en iyi konuşan
 insanlarından biri kabul edilir. Oğlunun da Müslüman olduğunu duyunca onu bu kötülükten geri
 çevirmek ve Hz. Muhammed´i, tartışıp mat ederek başlattığı bölücülüğü (!) bitirmek için O´nun
 yanına gider ve sorar. Hüseyin: Nedir bu duyduklarımız! Bizim tanrılarımızı
 reddediyormuşsun. Oysa senin baban, deden ve ataların herkesle beraber bu
 tanrılara inanıyordu. Ve onlar akıllı, şerefli insanlardı.


Hz Muhammed: Şimdilik senin atalarını da, benim atalarımı da bir kenara bırak, der
 ve devam eder

-Sen kaç tanrıya inanıyorsun?

-Sekiz.

-Bunların kaçı yerde kaçı gökte?

-Yedisi yerde biri gökte ( Allah).

-Sana bir musibet gelirse kime dua edip, yardım dilersin?

-Göktekine.

-Malın helak olursa, kime dua edersin?

-Göktekine.

-Rızkı kimden istersin?

-Göktekinden.

-Hastalanınca şifayı kimden beklersin?

-Göktekinden.

-Yalnız o senin duanı kabul ettiği halde diğerlerini ne diye ona ortak ediyorsun?
 Hüseyin, şaşırmıştır. Şimdiye kadar böyle bir kimse ile hiç konuşmamıştım, der.

Hz. Muhammed (s.a.v.) son hamleyi yapar:

- Hüseyin, Müslüman ol ki kurtulasın.

Hz. Peygamber, sorduğu sorular ile Allah´ın birliğini ve putların ne kadar gereksiz
 olduğunu yine kişinin kendi verdiği cevaplarla bulmasını sağlamıştır. O,
 karşısındakini soruları ile yönlendirmiş ve mantıksal bir çıkarım yapmasını
 sağlamıştır.
(Kütüb-i Site)

Sözel - Dilsel Zekâ

Kelimelerle düşünme, ifade etme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme
 gücüne sahip olma, ayrıca mizah, hikâye anlatma, mecazi anlatım ve benzetme
 yaparak dili etkin bir şekilde kullanma becerisidir.

Efendimiz (s.a.v.) ve sözel zekası

*Hz. Peygamber (s.a.v.) çok düzgün, açık ve net konuşurdu. Hitabet yeteneği
 kuvvetliydi ve bu özelliği ile karşısındaki insanları etkileme gücüne sahipti.

Kıssa anlatarak insanları uyarması

Öğretilecek bir konuyu doğrudan anlatmak yerine kıssa ile örneklendirilerek
 anlatmak öğrencinin konuyu anlamasını kolaylaştırır. Sözel zekâya hitap eden bu
 yöntem Hz. Peygamber´in (s.a.v.) eğitim metodunda önemli bir yere sahiptir. Hz.
 Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Bir gün bir adam yolda yürürken şiddetle susamıştı, nihayet bir kuyu buldu oraya
 indi, su içip çıktı. O sırada bir köpek dilini çıkarıp soluyor ve susuzluktan nemli
 toprağı yalıyordu. Bunun üzerine o adam; "Bu köpek tıpkı benim gibi susamış" dedi
 ve hemen kuyuya indi. (Su kabı olmadığından) ayakkabısına su doldurdu ve onu
 ağzı ile tutarak kuyudan çıktı. Köpeğe su içirdi. Bundan dolayı Allah ondan razı oldu
 ve onun günahlarını bağışladı. Sahabeler: Ya Resulullah; hayvanlarda da bizim için
 sevap var mı? diye sordular. Peygamberimiz: Her canlı yüzünden sevap vardır."
 buyurdu. (Buhari)

Şaka ile öğretmesi

Hz Peygamber (s.a.v.), öğretmek istediği bir konuyu mizah yolu ile de anlatmıştır.
 Şaka yaparken bir taraftan düşündürmeyi ve ders vermeyi de ihmal etmemiştir.
 Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek: "Ya Resulullah! Cennete girmem
 için bana dua eder misiniz?" dedi. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "Sen bilmiyor
 musun, ihtiyarlar cennete giremez."deyince, kadın üzüntüsünden ağlamaklı hale
 geldi. Hz. Peygamber: (gülerek) "üzülme, sen yaşlı olarak değil bir genç kız olarak
 cennete gireceksin" der. (Buhari)

Benzetme yapması

Hz. Muhammed (s.a.v.), anlattığı konunun önemini vurgulamak ve daha iyi
 anlaşılabilmesini sağlamak için dikkat çekici benzetmeler yapardı. Hz. Peygamber
 şöyle buyurdu: "Herhangi birinizin tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ´nın
 duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte
 devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları sonuç vermeyince deveyi bulma
 ümidini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına
 devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı derecede sevincinden ne
 söylediğini bilmeyerek: "Allah´ım! Sen benim kulumsun; ben de Senin rabbinim,
 diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır." (Buhari, Da´avat 4; Muslim 3,
 (2744); Tirmizi, Kıyamet 50, (2499, 2500)

Kişisel - İçsel Zekâ

İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma,
 kendini değerlendirebilme ve kendisiyle ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir.

Efendimiz (s.a.v.) ve Kişisel-İçsel Zekâ

Müslümanlardan bir genç Hz. Peygamberin huzuruna çıktı ve "Ey Allah´ın elçisi!
 Zina etmeme izin ver". dedi. Sahabiler onu: Sus! Sus! Diye azarladılar.

Hz. Muhammed o delikanlıya:

- Şöyle gel diye yanına çağırdı. Delikanlı yanına gelip oturdu. Peygamberimiz
 onunla konuşmaya başladı:

- Söyle bakalım. İstediğin şeyi başkalarının annenle yapmalarına razı olur musun?
 

-Hayır olmam.

- Zaten hiç kimse annesiyle zina edilmesine razı olmaz. Peki, kızınla zina edilmesin
 ister misin?

- Hayır istemem.

-Öyleyse hiç kimse kızıyla zina edilmesini istemez. Bir başkasının kız kardeşinle
 zina etmesini ister misin?

- Hayır istemem.

- Hiçbir kimse kız kardeşiyle zina edilmesini istemez. Peki, halanla zina edilmesi
 seni memnun eder mi?

- Hayır, kesinlikle.

- Halasıyla zina edilmesi hiç kimseyi memnun etmez. Peki, birinin teyzenle zina
 etmesine razı olur musun?

- Hayır, buna da razı olmam.

- Teyzesiyle zina edilmesine kimse razı olmaz. Bu konuşmadan sonra Resul-u
 Ekrem elini delikanlının omzuna koydu ve: - Allah´ım! Bunun günahını bağışla!
 Kalbini temizle! İffetini koru!diye dua etti. O günden sonra bu delikanlı öyle
 şeylerle ilgilenmedi .

Gence empatiyi öğretti

Hz. Peygamber (s.a.v.), genç delikanlıya zinanın Kur´an´daki hükmünü anlatabilir
 ve onu korkutabilirdi. Ama Hz. Muhammed bunu yapmak yerine gencin duygularına
 seslenip, yapmak istediği şeyin yanlışlığını kişisel zekâyı kullanarak ona
 öğretmiştir. Öncelikle sorular sorarak gence muhakeme yaptırmış, daha sonra
 empati kurmayı öğreterek başkalarının duygularını da anlamasını sağlamıştır.

Bedensel - Kinestetik Zekâ

Haraketlerle jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut
 koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir. Bu zekâya sahip
 insanlar söylenenden daha çok yapılanı anlarlar.

Efendimiz (s.a.v.) ve Bedensel Zekâ

Beden dili insanlık tarihi açısından en eski iletişim aracıdır. Beden dili bir anlamda
 duygu ve düşüncelerimizin yansımasıdır. Hz. Peygamber konuşmalarında beden
 dili olarak ellerini, jest ve mimikleri kullanmaya özen göstermiştir. Ayrıca
 öğreteceği bazı şeyleri de uygulayarak anlatmıştır. Hz. Peygamber: "Mümin diğer
 bir mümin için birbirine kenetlenmiş duvar gibidir." dedi.(Hz. Peygamber (s.a.v.)
 iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek bu kenetlenmeyi gösterdi). Rasulullah
 (s.a.v.): "Yetimi koruyan kimse ile ben cennette şu ikisi gibiyiz." buyurdu ve
 aralarını biraz açarak işaret ve orta parmağını gösterdi.

Kişiler arası - Sosyal Zekâ

Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma, insanların duygu,
 düşünce ve davranışlarını anlama, paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve
 insanları ikna edebilme becerisidir.

Efendimiz´in (s.a.v.) ve Sosyal Zekâ

Hz. Muhammed´in (s.a.v.) en çok kullandığı zekâ çeşitlerinden birisi sosyal zekâdır.
 O, "Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mümin) kardeşi için istemedikçe (gerçek)
 iman etmiş olmaz." Diyerek diğergam olmadıkça müminlerin gerçek anlamda iman
 etmiş olmayacaklarını belirtmiş diğer bir deyişle bencilliğin imana engel olduğunu
 söylemiştir. Böylece içinde bulunduğu topluma kardeşliği, bir arada yaşamayı ve
 paylaşmayı öğretmiştir.

Hz. Peygamber bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: "Bütün müminler, birbirini
 sevmede, birbirine acımada ve birbirine şefkat göstermede bir vücut gibidir.
 Vücudun bir uzvu rahatsız olunca diğer uzuvları da ona ortak olur."

Hz. Muhammed ashabı ile bir yolculuktadır. Yemek için mola verilir. Arkadaşlarının
 her biri bir görev üstlenir. Hz. Muhammed: "Ben de ateş için odun toplayayım der".
 Arkadaşları engel olmak isterler. Ey Allah´ın Elçisi! Siz dinlenin biz o işi de
 görürüz. Hz. Muhammed bütün ciddiyeti ile cevaplar: Gerçekten bunu isteyerek
 yapacağınızı biliyorum. Ancak ben bir toplum içinde ayrıcalıklı olmaktan
 hoşlanmam. Bunu Allah da sevmez. Ve odunları toplamaya koyulur. (Kütüb-i Site)

Doğacı Zekâ

Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine
 düşünme becerisidir.

Efendimiz (s.a.v.) ve Doğacı Zekâ

Hz. Muhammed (s.a.v.) doğa ile iç içe olan Arap toplumuna öğreteceği birçok
 bilgiyi yaşadıkları çevre ile örneklendirerek anlatmaktadır. Bu anlamda Hz.
 Muhammed´in doğacı zekâyı çok sık kullandığını görmekteyiz. Hz. Peygamber
 (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur´an´ı okuyan ve gereğini olduğu gibi tatbik eden
 mümin, kokusu hoş, tadı güzel turunç meyvesi gibidir. Kur´an okumayan, fakat
 gereğini tatbik eden mümin, tadı olan ve fakat kokusu bulunmayan hurmaya
 benzer. Kur´an okuyan, fakat gereğini tatbik etmeyen münafık da, sadece kokusu
 hoş olan fesleğen gibidir. Kur´an okumayan münafık da, tadı acı ve kokusu çirkin
 Ebû Cehil karpuzuna benzer." Buraya kadar verdiğimiz birçok örnekte Hz.
 Muhammed´in doğacı zekayı ne kadar çok kullanıldığını görmekteyiz.

Müziksel - Ritmik Zekâ

Sesler ve ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme
 becerisidir.

Efendimiz (s.a.v.) ve Müziksel Zekâ

Kur´an-ı Kerim edebî anlamda incelendiğinde de olağan üstü özellikler taşıdığı
 görülmektedir. Kur´an düz bir metin olmaktan uzak, içinde teşbihler, vecizeler,
 icazlar, istiareler, kıssaların bulunduğu bir kitaptır. Sözlerin birbiriyle uyumu,
 ahengi güzel sesle birleştirildiğinde ise insanları ruhen de etkilemektedir.
 Kur´an´daki harflerin, kelimelerin ve cümlelerin seslendirilmesi esnasında ortaya
 çıkan, kulağa ve ruha hoş gelen, diğer söz türlerinde hiç rastlanmayan bir musiki
 vardır. Kur´an üslubunun büyüleyiciliğini, onun hem şiirin hem nesrin
meziyetlerini bir araya toplayan emsalsiz nazmı teşkil eder. Hz Muhammed:
 "Kur´an´ı seslerinizle süsleyiniz." Buyurarak. Kur´an-ı Kerim´in güzel sesle
 okunmasını tavsiye etmiştir.

Bu da müziksel zekâ´ya sahip olan insanların Kur´an-ı Kerim´i daha iyi
 anlamalarına yol açacaktır. Hz. Peygamber yalnız Kur´an´ın değil insanları her
gün beş kere namaza davet eden ezanın da güzel sesle okunmasını istemiş ve
 bu yüzden güzel sesli olan Bilal Habeşi´nin ezan okumasını istemiştir.

Görsel ve Mekânsal Zekâ

Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, harita, tablo ve diyagramları
 anlayabilme muhakeme etme becerisidir.

Efendimiz (s.a.v.) ve Görsel Zekâ

Öğretimde şekil, grafik, resim veya şemaların kullanılması öğrenilecek konunun
 hafızada kalıcı olmasını ve soyut kavramların daha iyi anlaşılmasını sağlar. Hz.
 Muhammed de öğreteceği bazı konuları şekil çizerek anlatmıştır.

Şekilleri çizerek anlatması

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizdi. Sonra,
 bunun ortasına bir hat çekti, onun dışında da bir hat çizdi. Sonra bu hattın
 ortasından itibaren bu ortadaki hattı işaret eden bir kısım küçük çizgiler attı.
 Resûlullah (s.a.v.) bu çizdiklerini şöyle açıkladı: "Şu çizgi insandır. Şu onu saran
 kare çizgisi de eceldir. Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir. (Bu emel çizgisini
 kesen) şu küçük çizgiler de musibetlerdir. Bir musibet oku yolunu şaşırarak insana
 değemese bile, diğer biri değer. Bu da değmezse ecel oku değer." Bir gün Hz.
 Muhammed bir çizgi çizer, sonra bu Allah´ın yoludur der. Sonra bunun sağına
 ve soluna çizgiler çizer ve şu açıklamayı yapar: Bunlar çeşitli yollardır. Her biri
 üzerinde (kötülüğe) davet eden şeytan vardır. Arkasından da şu ayeti okudu: "Şu
 emrettiğim yol benim dosdoğru yolumdur. Hep ona uyun. Başka yollara ve dinlere
 uyup gitmeyin ki sizi onun yolundan saptırıp parçalamasınlar." (Kütüb-i Site)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar 

 

Önemli Duyurular

 
Son Dakika Haberler
 
En cok okunanlar

 

Dünyadan Haberler

 

 

 
 
 
 
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       

Anasayfa