| Efendimizin tebliğ ve irşad usulünde izlediği çok farklı
yöntemler var.. Zeka kullanımında ise deha üstü bir yetenek!
İşte örnekler: |
Zekanın tek yönlü olmadığını her fırsatta söylüyoruz farklı
bölümlerini Efendimiz´in tüm
hayatında uyguladığını da biliyor ve yeri geldikçe sizlerle paylaşıyoruz.
Hz. Peygamber´in öğretimde kullandığı en önemli metotlardan
biri de soru
sormaktır. Soru sormak, kişiyi muhakeme yapmaya, olaylar arasında
neden-sonuç
ilişkisi kurmaya ve araştırmaya yönlendirir. Diğer bir deyişle mantıksal
düşünmeye zorlar. Hz. Muhammed´in öğretimde bu yönteme çok önem verdiğini
görmekteyiz.
Bilmece sorması
Hz. Muhammed (s.a.v.) çevresindekilere şöyle bir soru sorar:
Ağaçlardan bir ağaç vardır
ki, bunun bereketi Müslüman´ın bereketi gibidir. Yaprakları düşmez,
dökülüp
yayılmaz. Rabbinin izniyle her mevsim meyve verir. Müslüman gibidir. Şimdi
bana
söyleyin bu ağaç nedir? Hz. Peygamber´in Müslümanların çok iyi tanıdıkları
ve
özelliklerini iyi bildikleri hurma ağacını Müslümanlara benzetmesi,
karşılaştırma
yapması insanları mantıksal düşünmeye ve muhakeme yapmaya zorlamaktadır.
(Buhari)
Karşılaştırma Yapması
Hz. Muhammed (s.a.v.) bir gün ashabına sorar: Ne dersiniz,
birisinin kapısının önünde bir
ırmak bulunsa ve burada her gün beş kere yıkansa, üzerinde kir ve pislik
kalır mı?
Ashab: Kirden ve pislikten hiçbir şey kalmaz. Hz. Muhammed (s.a.v.): İşte
suyun
kiri temizlemesi gibi günde beş kez kılınan namaz da sizin günahlarınızı
temizler."
Buraya kadar verdiğimiz tüm örneklerde Hz.
Peygamber´in (s.a.v.) kitabi ifade kullanmaktan
kaçındığını görmekteyiz. Mesela; Hz. Muhammed, namazın Allah´ın emri
olduğunu mutlaka
kılınması gerektiğini söylemek yerine muhatabının anlayacağı dilden
konuşmuş onlara yaşadığı
çevreden örnekler vermeyi tercih etmiştir. Bu yaklaşımı O´nun toplumda
daha etkili olmasını
sağlamıştır. (Kütüb-i Site)
Zeka türleri
*Sözel - Dilsel Zekâ
*Mantıksal - Matematiksel Zekâ
*Görsel - Mekânsal Zekâ
*Bedensel - Kinestetik Zekâ
*Müziksel - Ritmik
*Kişisel - İçsel Zekâ
*Kişiler arası - Sosyal Zekâ
*Doğa - Varoluşcu Zekâ
Soru - Cevap Yöntemi
Mekke´deki ilk ve en sıkıntılı yıllardır. Kendisine iman edenler,
henüz bir avuçtur. Bu bir
avuçtan bir tanesi de İmran´dır ki, babası Hüseyin Mekke´nin en akıllı, en
iyi konuşan
insanlarından biri kabul edilir. Oğlunun da Müslüman olduğunu duyunca onu
bu kötülükten geri
çevirmek ve Hz. Muhammed´i, tartışıp mat ederek başlattığı bölücülüğü (!)
bitirmek için O´nun
yanına gider ve sorar. Hüseyin: Nedir bu duyduklarımız! Bizim
tanrılarımızı
reddediyormuşsun. Oysa senin baban, deden ve ataların herkesle beraber bu
tanrılara inanıyordu. Ve onlar akıllı, şerefli insanlardı.
Hz Muhammed: Şimdilik senin atalarını da, benim atalarımı da
bir kenara bırak, der
ve devam eder
-Sen kaç tanrıya inanıyorsun?
-Sekiz.
-Bunların kaçı yerde kaçı gökte?
-Yedisi yerde biri gökte ( Allah).
-Sana bir musibet gelirse kime dua edip, yardım dilersin?
-Göktekine.
-Malın helak olursa, kime dua edersin?
-Göktekine.
-Rızkı kimden istersin?
-Göktekinden.
-Hastalanınca şifayı kimden beklersin?
-Göktekinden.
-Yalnız o senin duanı kabul ettiği halde diğerlerini ne diye ona
ortak ediyorsun?
Hüseyin, şaşırmıştır. Şimdiye kadar böyle bir kimse
ile hiç konuşmamıştım, der.
Hz. Muhammed (s.a.v.) son hamleyi yapar:
- Hüseyin, Müslüman ol ki kurtulasın.
Hz. Peygamber, sorduğu sorular ile Allah´ın birliğini ve
putların ne kadar gereksiz
olduğunu yine kişinin kendi verdiği cevaplarla bulmasını sağlamıştır. O,
karşısındakini soruları ile yönlendirmiş ve mantıksal bir çıkarım
yapmasını
sağlamıştır. (Kütüb-i Site)
Sözel - Dilsel Zekâ
Kelimelerle düşünme, ifade etme, kelimelerdeki anlamları ve
düzeni kavrayabilme
gücüne sahip olma, ayrıca mizah, hikâye anlatma, mecazi anlatım ve
benzetme
yaparak dili etkin bir şekilde kullanma becerisidir.
Efendimiz (s.a.v.) ve sözel zekası
*Hz. Peygamber (s.a.v.) çok düzgün, açık ve net konuşurdu.
Hitabet yeteneği
kuvvetliydi ve bu özelliği ile karşısındaki insanları etkileme gücüne
sahipti.
Kıssa anlatarak insanları uyarması
Öğretilecek bir konuyu doğrudan anlatmak yerine kıssa ile
örneklendirilerek
anlatmak öğrencinin konuyu anlamasını kolaylaştırır. Sözel zekâya hitap
eden bu
yöntem Hz. Peygamber´in (s.a.v.) eğitim metodunda önemli bir yere sahiptir.
Hz.
Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Bir gün bir adam yolda yürürken şiddetle susamıştı, nihayet bir
kuyu buldu oraya
indi, su içip çıktı. O sırada bir köpek dilini çıkarıp soluyor ve
susuzluktan nemli
toprağı yalıyordu. Bunun üzerine o adam; "Bu köpek tıpkı benim gibi
susamış" dedi
ve hemen kuyuya indi. (Su kabı olmadığından) ayakkabısına su doldurdu ve
onu
ağzı ile tutarak kuyudan çıktı. Köpeğe su içirdi. Bundan dolayı Allah
ondan razı oldu
ve onun günahlarını bağışladı. Sahabeler: Ya Resulullah; hayvanlarda da
bizim için
sevap var mı? diye sordular. Peygamberimiz: Her canlı yüzünden sevap
vardır."
buyurdu. (Buhari)
Şaka ile öğretmesi
Hz Peygamber (s.a.v.), öğretmek istediği bir konuyu mizah yolu
ile de anlatmıştır.
Şaka yaparken bir taraftan düşündürmeyi ve ders vermeyi de ihmal
etmemiştir.
Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek: "Ya Resulullah! Cennete
girmem
için bana dua eder misiniz?" dedi. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "Sen
bilmiyor
musun, ihtiyarlar cennete giremez."deyince, kadın üzüntüsünden ağlamaklı
hale
geldi. Hz. Peygamber: (gülerek) "üzülme, sen yaşlı olarak değil bir genç
kız olarak
cennete gireceksin" der. (Buhari)
Benzetme yapması
Hz. Muhammed (s.a.v.), anlattığı konunun önemini vurgulamak ve
daha iyi
anlaşılabilmesini sağlamak için dikkat çekici benzetmeler yapardı. Hz.
Peygamber
şöyle buyurdu: "Herhangi birinizin tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ´nın
duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle
birlikte
devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları sonuç vermeyince deveyi bulma
ümidini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken
yanına
devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı derecede sevincinden
ne
söylediğini bilmeyerek: "Allah´ım! Sen benim kulumsun; ben de Senin
rabbinim,
diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır." (Buhari, Da´avat 4; Muslim
3,
(2744); Tirmizi, Kıyamet 50, (2499, 2500)
Kişisel - İçsel Zekâ
İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme
sürecini tanıma,
kendini değerlendirebilme ve kendisiyle ilgili hedefler oluşturabilme
becerisidir.
Efendimiz (s.a.v.) ve Kişisel-İçsel Zekâ
Müslümanlardan bir genç Hz. Peygamberin huzuruna çıktı ve "Ey
Allah´ın elçisi!
Zina etmeme izin ver". dedi. Sahabiler onu: Sus! Sus! Diye azarladılar.
Hz. Muhammed o delikanlıya:
- Şöyle gel diye yanına çağırdı. Delikanlı yanına gelip oturdu.
Peygamberimiz
onunla konuşmaya başladı:
- Söyle bakalım. İstediğin şeyi başkalarının annenle yapmalarına
razı olur musun?
-Hayır olmam.
- Zaten hiç kimse annesiyle zina edilmesine razı olmaz. Peki,
kızınla zina edilmesin
ister misin?
- Hayır istemem.
-Öyleyse hiç kimse kızıyla zina edilmesini istemez. Bir
başkasının kız kardeşinle
zina etmesini ister misin?
- Hayır istemem.
- Hiçbir kimse kız kardeşiyle zina edilmesini istemez. Peki,
halanla zina edilmesi
seni memnun eder mi?
- Hayır, kesinlikle.
- Halasıyla zina edilmesi hiç kimseyi memnun etmez. Peki,
birinin teyzenle zina
etmesine razı olur musun?
- Hayır, buna da razı olmam.
- Teyzesiyle zina edilmesine kimse razı olmaz. Bu konuşmadan
sonra Resul-u
Ekrem elini delikanlının omzuna koydu ve: - Allah´ım! Bunun günahını
bağışla!
Kalbini temizle! İffetini koru!diye dua etti. O günden sonra bu delikanlı
öyle
şeylerle ilgilenmedi .
Gence empatiyi öğretti
Hz. Peygamber (s.a.v.), genç delikanlıya zinanın Kur´an´daki
hükmünü anlatabilir
ve onu korkutabilirdi. Ama Hz. Muhammed bunu yapmak yerine gencin
duygularına
seslenip, yapmak istediği şeyin yanlışlığını kişisel zekâyı kullanarak ona
öğretmiştir. Öncelikle sorular sorarak gence muhakeme yaptırmış, daha
sonra
empati kurmayı öğreterek başkalarının duygularını da anlamasını
sağlamıştır.
Bedensel - Kinestetik Zekâ
Haraketlerle jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve
vücut
koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir. Bu zekâya
sahip
insanlar söylenenden daha çok yapılanı anlarlar.
Efendimiz (s.a.v.) ve Bedensel Zekâ
Beden dili insanlık tarihi açısından en eski iletişim aracıdır.
Beden dili bir anlamda
duygu ve düşüncelerimizin yansımasıdır. Hz. Peygamber konuşmalarında beden
dili olarak ellerini, jest ve mimikleri kullanmaya özen göstermiştir.
Ayrıca
öğreteceği bazı şeyleri de uygulayarak anlatmıştır. Hz. Peygamber: "Mümin
diğer
bir mümin için birbirine kenetlenmiş duvar gibidir." dedi.(Hz. Peygamber (s.a.v.)
iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek bu kenetlenmeyi gösterdi).
Rasulullah
(s.a.v.): "Yetimi koruyan kimse ile ben cennette şu ikisi gibiyiz."
buyurdu ve
aralarını biraz açarak işaret ve orta parmağını gösterdi.
Kişiler arası - Sosyal Zekâ
Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim
kurma, insanların duygu,
düşünce ve davranışlarını anlama, paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve
insanları ikna edebilme becerisidir.
Efendimiz´in (s.a.v.) ve Sosyal Zekâ
Hz. Muhammed´in (s.a.v.) en çok kullandığı zekâ çeşitlerinden
birisi sosyal zekâdır.
O, "Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mümin) kardeşi için istemedikçe (gerçek)
iman etmiş olmaz." Diyerek diğergam olmadıkça müminlerin gerçek anlamda
iman
etmiş olmayacaklarını belirtmiş diğer bir deyişle bencilliğin imana engel
olduğunu
söylemiştir. Böylece içinde bulunduğu topluma kardeşliği, bir arada
yaşamayı ve
paylaşmayı öğretmiştir.
Hz. Peygamber bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: "Bütün
müminler, birbirini
sevmede, birbirine acımada ve birbirine şefkat göstermede bir vücut
gibidir.
Vücudun bir uzvu rahatsız olunca diğer uzuvları da ona ortak olur."
Hz. Muhammed ashabı ile bir yolculuktadır. Yemek için mola
verilir. Arkadaşlarının
her biri bir görev üstlenir. Hz. Muhammed: "Ben de ateş için odun
toplayayım der".
Arkadaşları engel olmak isterler. Ey Allah´ın Elçisi! Siz dinlenin biz o
işi de
görürüz. Hz. Muhammed bütün ciddiyeti ile cevaplar: Gerçekten bunu
isteyerek
yapacağınızı biliyorum. Ancak ben bir toplum içinde ayrıcalıklı olmaktan
hoşlanmam. Bunu Allah da sevmez. Ve odunları toplamaya koyulur. (Kütüb-i
Site)
Doğacı Zekâ
Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların
yaratılışları üzerine
düşünme becerisidir.
Efendimiz (s.a.v.) ve Doğacı Zekâ
Hz. Muhammed (s.a.v.) doğa ile iç içe olan Arap toplumuna
öğreteceği birçok
bilgiyi yaşadıkları çevre ile örneklendirerek anlatmaktadır. Bu anlamda
Hz.
Muhammed´in doğacı zekâyı çok sık kullandığını görmekteyiz. Hz. Peygamber
(s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur´an´ı okuyan ve gereğini olduğu gibi tatbik
eden
mümin, kokusu hoş, tadı güzel turunç meyvesi gibidir. Kur´an okumayan,
fakat
gereğini tatbik eden mümin, tadı olan ve fakat kokusu bulunmayan hurmaya
benzer. Kur´an okuyan, fakat gereğini tatbik etmeyen münafık da, sadece
kokusu
hoş olan fesleğen gibidir. Kur´an okumayan münafık da, tadı acı ve kokusu
çirkin
Ebû Cehil karpuzuna benzer." Buraya kadar verdiğimiz birçok örnekte Hz.
Muhammed´in doğacı zekayı ne kadar çok kullanıldığını görmekteyiz.
Müziksel - Ritmik Zekâ
Sesler ve ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni
sesler, ritimler üretme
becerisidir.
Efendimiz (s.a.v.) ve Müziksel Zekâ
Kur´an-ı Kerim edebî anlamda incelendiğinde de olağan üstü
özellikler taşıdığı
görülmektedir. Kur´an düz bir metin olmaktan uzak, içinde teşbihler,
vecizeler,
icazlar, istiareler, kıssaların bulunduğu bir kitaptır. Sözlerin
birbiriyle uyumu,
ahengi güzel sesle birleştirildiğinde ise insanları ruhen de
etkilemektedir.
Kur´an´daki harflerin, kelimelerin ve cümlelerin seslendirilmesi esnasında
ortaya
çıkan, kulağa ve ruha hoş gelen, diğer söz türlerinde hiç rastlanmayan bir
musiki
vardır. Kur´an üslubunun büyüleyiciliğini, onun hem şiirin hem nesrin
meziyetlerini bir araya toplayan emsalsiz nazmı teşkil eder. Hz
Muhammed:
"Kur´an´ı seslerinizle süsleyiniz." Buyurarak. Kur´an-ı Kerim´in güzel
sesle
okunmasını tavsiye etmiştir.
Bu da müziksel zekâ´ya sahip olan insanların Kur´an-ı Kerim´i
daha iyi
anlamalarına yol açacaktır. Hz. Peygamber yalnız Kur´an´ın değil insanları
her
gün beş kere namaza davet eden ezanın da güzel sesle okunmasını
istemiş ve
bu yüzden güzel sesli olan Bilal Habeşi´nin ezan okumasını istemiştir.
Görsel ve Mekânsal Zekâ
Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, harita, tablo
ve diyagramları
anlayabilme muhakeme etme becerisidir.
Efendimiz (s.a.v.) ve Görsel Zekâ
Öğretimde şekil, grafik, resim veya şemaların kullanılması
öğrenilecek konunun
hafızada kalıcı olmasını ve soyut kavramların daha iyi anlaşılmasını
sağlar. Hz.
Muhammed de öğreteceği bazı konuları şekil çizerek anlatmıştır.
Şekilleri çizerek anlatması
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün yere çubukla, kare biçiminde bir
şekil çizdi. Sonra,
bunun ortasına bir hat çekti, onun dışında da bir hat çizdi. Sonra bu
hattın
ortasından itibaren bu ortadaki hattı işaret eden bir kısım küçük çizgiler
attı.
Resûlullah (s.a.v.) bu çizdiklerini şöyle açıkladı: "Şu çizgi insandır. Şu
onu saran
kare çizgisi de eceldir. Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir. (Bu emel
çizgisini
kesen) şu küçük çizgiler de musibetlerdir. Bir musibet oku yolunu
şaşırarak insana
değemese bile, diğer biri değer. Bu da değmezse ecel oku değer." Bir gün
Hz.
Muhammed bir çizgi çizer, sonra bu Allah´ın yoludur der. Sonra bunun
sağına
ve soluna çizgiler çizer ve şu açıklamayı yapar: Bunlar çeşitli yollardır.
Her biri
üzerinde (kötülüğe) davet eden şeytan vardır. Arkasından da şu ayeti okudu:
"Şu
emrettiğim yol benim dosdoğru yolumdur. Hep ona uyun. Başka yollara ve
dinlere
uyup gitmeyin ki sizi onun yolundan saptırıp parçalamasınlar." (Kütüb-i
Site)
|
|
|
Reklamlar |
| |
|
Önemli Duyurular |
| |
| Son Dakika Haberler |
| |
|
En cok okunanlar |
|
|
|
Dünyadan Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
| |
| |
|
|
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
|